• https://www.facebook.com/cengiz.ulku
  • https://twitter.com/cengizulku
Viyana... Avrupa'nın Tarih, Kültür ve Sanat Başkenti

Viyana... Avrupa'nın Tarih, Kültür ve Sanat Başkenti

Viyana’dan Soma’ya Başsağlığı

Önce ansiklopedik birkaç bilgi verelim. Avusturya’nın başkenti, 9 eyaletin yüzölçümü bakımından en küçüğü, nufus olarak da en büyüğü… Yaklaşık 2 milyon insan yaşıyor. Bunların 300.000 kadarı müslüman, müslümanlarında 200.000 kadarı Türk. Sokaklarda restorantlarda bir çok Türk ile karşılaşırsınız. Ayrıca bazı yerlerde, Sezen Aksu, Hadise gibi sanatçıların şarkılarını dinleyebilirsiniz.

 

Birinci dünya savaşı öncesi 2.000.000 nüfusuyla dünyanın en büyük dördüncü kentiymiş. Ama savaşta 500.000 kişi ölmüş. Yüzyıllar boyu Habsburg hanedanının yerleşim yeri olmuş. Hanedanlığın kaldığı Schönbrunn sarayı ve eski kent merkezi Birleşmiş Milletler, Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü tarafından dünya kültür nirası olarak kabul edilmiş. Şehrin sembolü olan Stefan Kilisesi görkemli bir şekilde merkezde bulunuyor. Hitler’inde doğum yeri Avusturya olduğunu da hatırlarak izlenimlerime geçeyim

 

30 - 31 Ağustos 2014 tarihlerinde kaldık Viyana’da. Hava tipik avrupa havası, sıkça yağan yağmurlar nedeniyle şemsiyesiz çıkmak pek mümkün olmuyor. Türkiye’den ne kadar tahmin etsekde yine de kalın giysi almadık. Kısa kollularla yağmurlu havada gezmek de güzeldi. Daha havadayken uçağın penceresinden ne kadar muntazam bir şehir olduğunu gördük. Şehrin her tarafında konser, tiyatro, sinema ve çeşitli kültür etkinlikleriyle ilgili afişler dolu. Dünyaca ünlü bir çok müzisyen Avusturya’lı… Oraya gitmişken konsere gitmemek olmaz.  İkinci gece “Kursalon” adında Johan Straus’un ilk konserinin yapıldığı 450 yıllık bir konser salonunda, harika bir klasik müzik konserine katıldık.

 

Şehrin neredeyse bütün sokaklarından tramway geçiyor. Bu nedenle her yere ulaşım çok kolay. Eski yapıların tamamı korunmuş, aralarına yapılan yeni yapı olursa onlarda aynı mimariyi kullanıyorlar.  Alabildiğine yeşil bir şehir, zaten yağmurlarda bu sebeple yağıyor.

 

Liechtenstein Şatosu

Viyanalıların hafta sonları yazlık ev gibi kullandıkları evlerin bulunduğu Hinterbrühl kasabası Viyana ormanları bölgesinde. Yine aynı bölgeye yakın Alsergrund kasabasında 12. YY da ypılan Liechtenstein ailesine ait yüksek yapılı sarayın görkemi bütün bölgeden görünüyor. Av köşkü olarak da kullanılan ve kartal yuvası şeklinde inşa edilen yapı, bölgenin yüksek noktasına kurulmuş, ziyarete kapalı olduğu için dışarıdan izledik.

 

Seegrotte Mağarası (maden ocağı)

Bu şatoya çok yakın yerde bulunan yahudi bir aileye ait olan Seegrotte Alçı taşı ve kireç  maden ocağı (mağarası) gezimizin en enteresan yerlerinden biriydi. Maden ocağının kapı girişinde A4 kağıdına Türkler için yazılmış Türkçe yazı, bizi çok duygulandırdı;

 

DEĞERLİ TÜRK MİSAFİRLERİMİZ; SOMA’DA GERÇEKLEŞEN MADEN KAZASINDAN DOLAYI, ESKİ BİR MADEN OCAĞININ İDARECİ VE ÇALIŞANLARI OLARAK UZUNTUNUZU PAYLAŞIYOR VE KAYIPLARINIZ İÇİN BAŞSAĞLIĞI DİLİYORUZ.

 

Maden ocağının tarihçesini anlattığımda bu yazıyı yazma nedenlerini anlayacaksınız. Keller Festsall adında Yahudi kökenli bir adam evinin bahçesinde kuyu kazıyor. Aşağılara indiğinde kireç çıktığını görüyor ve sonra düzlükten açtığı bir kapıdan içine doğru ilerliyor. Kireç madeni, kireç çıkardıkça mağara şeklinde uzuyor. Zamanla 1600 metre ilerliyorlar. 1912 yılında madende çalışan bir işçi duvara kazmayı vurmasıyla  20 milyon litre su mağarayı basıyor ve 1000’de yakın insan ölüyor. Yani acımızı en iyi bilenlerdenler.

 

1912 yılından 1932 yılına kadar mağara kapanır. Suyun geldiği yer, yerin 60 metre altında oluşan 6200 m2 lik avrupanın en büyük yeraltı gölü… Bu göle ulaşana kadar 2. Dünya savaşında Nazilerin buraya el koyduğunu ve uçak parçaları ürettiğini gördük. Toplama kampı olarakda kullanılan mağaraya ikinci dünya savaşında bir çok bomba atılmış ama bir şey olmamış. Vagonlarla yük taşımak için raylarında bulunduğu mağarada 1993 yılında çekilen “Üç Silahşörler”  filminin bazı sahneleri de çekilmiş.

 

Turistlerin uğramadan geçmediği mağaranın dip kısmındaki gölde küçük bir tekne turuda yapılıyor ve kaptan gölün tarihçesini anlatıyor.

 

Avusturyalıların unutulmayan imparatoriçesi Maria Theresia’nın heykellerini bir çok yerde görebilirsiniz. Ayrıca uzunca anlatılması gereken Maria Theresia’nın hayatını okumanızı tavsiye ederim.

 

Mayerling Av Köşkü

Yine hikayesi en ilginç yerlerden biri de “Mayerling Av Köşkü.” Dünyada derin devletin ilk hayata geçtiği yer gibi görülüyor. İmparator Franz  Joseph ve imaparatoriçe Sisi’nin tek oğulları Avusturya-Macaristan imparatorluğunun veliahtı 1886 yılında avcılığa olan düşkünlüğü nedeniyle Mayerling köşkünü satın alarak av köşkü yapmış. 30 Ocak 1889 gecesi Prens Rudolph ile aşık olduğu Macar kontesi Vetsera’nın 17 yaşındaki genç kızı Barones Mary Vetsera ile birlikte ölü bulunmuş.

 

Çiftin ölümü ile ilgili birçok iddaa ortaya atılmış ama hala hiç bir resmi belge bulunmamakta. Kimilerine göre evlenmelerine izin verilmeyen veliahtın önce kızı sonra kendini öldürdüğü, kimilerine göre de babası ile Macaristan’ın politik konularında anlaşamayan Rudolph’u bizzat babası tarafından öldürüldüğü… Bütün bilgi ve belgeler yok edilmiş. Veliahtın annesi Sisi çok güzel bir kadınmış, ama oğlunun ölümünden sonra hayatı boyunca hep siyah kıyafetler giymiş ve  sürekli yas tutmuş.

 

Yemyeşil bir alanda bulunan bu köşkün bir farklı özelliğide, olayın ardından manastıra dönüştürülmesi ve  Carmelite rahibelerinden hala 10 kadarı burada yaşıyor olması. Bu rahibelerin çok katı kuralları olduğu, hiç biri birbirini görmediği, yaptıkları el işi ürünlerin köşk içerisindek satış bölümünde ziyaretçilere satıldığıdır.

 

Manastırın mihrap bölümü, facianın yaşandığı yatak odasının tam üzerine aynı yıl inşaa edilmiş. Birçok aile fotoğrafı ve tabloların bulunduğu yerde, rahibelerin bölümüne girilmiyor.

 

Shörnbrunn Sarayı

Gördüğüm en güzel saraylardan biri… Viyana’nın merkezinde bulunan Kraliyet sarayının görkemli bahçesi, 1749 yılında imparatoriçe Maria Theresia tarafından yapılmış. Turistlerin mutlaka uğradığı sarayın binası çok simetrik ve muntazam yapılmış. Bahçesinde özel kıyafetleriyle faytoncular, faytonlarla küçük turlar yaptırıyor.

 

 

Mimar Hundertwasser

Friedensreich Hundertwasser isimli Avusturyalı sanatçı yapılan bir binadan söz ediyorum. Üstelik 1983-1986 yılları arasında yapılmış yeni bir apartman binası turistlerin uğrak yeri. Çünkü çok değişik bir bina… Ne özelliği var derseniz, binada ne bastığınız yer, ne duvarlar hiç bir yer düz değil. Her yer, çok yüksek olmasa da engebeli.  Dışarıdan baktığınızda da hiç bir pencere simetrik değil, aynı zamanda büyüklükleride farklı. Yine binanın dış rengi simetrik olmayan bir çok renk kullanılarak boyanmış

 

Binada 52 daire ve 4 dükkan bulunuyor. Çatısında  250 ağaç dikili… Her açıdan çok ilginç bir yapı. Karşısına yaptığı küçük bir alışveriş merkezininde hiç bir yeri düzgün değil.

 

Viyana seyahatseverlerin mutlaka gitmesi, görmesi gereken bir şehir. Dünyanın sanat merkezi, medeniyet merkezi,  Anlatılmaz yaşanır.

 Viyana Kursalon da Konser

 Kursalon'da Konser

 Viyana 
Viyana

 Liechtenstein Şatosu

Liechtenstein Şatosu

 Seegrotte Mağarası (maden ocağı)

Seegrotte Mağarası (maden ocağı)

 Mayerling Av Köşkü

Mayerling Av Köşkü

Shörnbrunn Sarayı

Shörnbrunn Sarayı

Mimar Hundertwasser

Mimar Hundertwasser simetrik olmayan projesiyle yapılan bina


Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
4304 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
İLGİNÇ YAZILAR
Üyelik Girişi
Saat Kulesi
Site Arama