• https://www.facebook.com/cengiz.ulku
  • https://twitter.com/cengizulku
STOCKHOLM'DE BİR SONBAHAR
STOCKHOLM
STOCKHOLM'DE BİR SONBAHAR
 
16-19 Ekim 2013 tarihleri arası 3 gece 4 günlük bir gezi yaptık Stockholm’e. Ekim ayı için havaların iyi gittiğini söylediler. 0 ile 10 derece arasıydı sıcaklıklar. Sadece bir gün yağmur yağdı, o da sürekli değil. Aynı günler İzmir’de ve Ege’de rüzgarla karışık yağan yağmurlar bazı yerlerde bir çok ağacı devirmiş, bazı yerlerde ise sellere yol açmış.
 
Eşim ve iki kızımla birlikte kendimiz organize ettik herşeyi, daha doğrusu büyük kızım, hem rehberimizdi, hem de organizatörümüz. Yaklaşık 4 ay öncesinden, uçak biletlerimizi ve Scandic Park Otelinden de yerimizi satın almıştık. Kızım için o gün başladı Stockholm gezisi. İnternetten tüm sokaklarını dolaşmış, nerelerde ne var, nereleri gezilecek, hepsini ezberlemiş, not etmiş, gün gün programlamıştı.

Türkiye’nin yarısı kadar topraklarında, 10 milyon kişi yaşıyor İsveç de. Başkent Sockholm en büyük şehri… etrafı ile birlikte yaklaşık 2 milyon nüfusa sahip. Kişi başına düşen 43.000 USD’lik gelirle refah düzeyi dünyanın en iyi ülkelerinden biri. Tabii gelirin yüksek oluşu, beraberinde pahalılığı da getirmiş. Sanırım dünyanın en pahalı ülkelerinin başında. 4 kişi ögle yemeğini sandviç ile geçiştirmeye kalksa dahi 50 Euro dan aşağı hesap ödeyemez.
 
En doğru yaptığımız işlerin başında, sadece Stockholm gezisi yapmakla birlikte, araç kiralamak yerine toplu taşıma araçlarını kullanmaya karar vermekti. Çok pahalı diyeceğimiz bir fiyata (290 Euro) 4 kişilik, 3 günlük Stockholm kart aldık ama her yerde kullandık. Trende, otobüste, vapurda, müzelerde, TV Kulesi, Ericsson Globe’da, devlet işletmesi olan her yerde kullandık. Belki de bu kartı almakla büyük tasarruf ettik.
 
İlk gün, otelimize yerleştikten sonra küçük bir şehir turu yaptık, daha çok yürüyerek yaptığımız turumuzda merkezde bulunan İsveç hükümdarının resmi ikametgâhı ve ana kraliyet sarayı olan İsveç Sarayının bulunduğu bölgeyi dolaştık. Sarayın arkasında bulunan küçük bir müzesi ve bahçesini gezdik. Hediyelik eşyaların satıldığı, güzel mağazaların bulunduğu çarşısından geçerek ulaştığımız küçük bir meydanda, insanlığa hizmet edenlere verilen en prestijli ödülün adresi Nobel Müzesindeydik. 1901 yılından beri verilen bir çok ödül sahibinin listesini ve neden ödül aldıklarını yazan tabelaların tavandaki raylarda dolaştıklarını gördüğümüz müzede, bir çok buluşun da maketleri bulunuyordu.
 
14 Adadan oluşan Stockholm bir körfez şehri. Şehrin her yeri yeşil alanlarla kaplı. Bu nedenle Avrupa’nın en temiz havaya sahip başkenti olduğu söyleniyor. Ekim ayında gittiğimiz için bu yeşil alanlardaki ağaçların sararan yaprakları inanılmaz sonbahar pozları vermekteydi.
 
İkinci gün Djurgarden adası etrafında tekne turu yaptık. Yemyeşil adanın etrafında dolaşırken, o kadar muhteşem manzaralar vardı ki, objektifi ne tarafa çevireceğimi şaşırıyordum. En enteresan görüntüler ise bu yeşilliklerin arasında sürekli koşan insanların bolca bulunmasıydı. Aslında doğal olanı bu, ama bizim ülkemizde çok alışık olmadığımız görüntüler olduğu için ilginç geldi. Bebek arabalarıyla yürüyüşe çıkan, hatta koşan insanlar var. Bizde 20 derece sıcaklıkta kundakla sımsıkı sarılan çocuklar orada normal kıyafetiyle, 0 derece de dışarıda gezdiriliyorlar. Bugüne kadar çok yer gezdik, ama bu kadar temiz bir şehir görmedik desek yalan olmaz. Caddeler ve sokaklar çok temiz, belediye otobüsleri tertemiz, metrolar ve duraklar son derece bakımlı ve temiz. Kadın veya erkek şöforler hepsi aynı tempoda kullanıyorlar araçları… neredeyse hiç yoğun trafik görmedik. Tekne turu sonrası merkezin hemen dışında Kaknas Tower isimli 155 metre yükseklikteki TV kulesinin kafeteryasından 360 derece şehri izledik. Fotoğraflar çektik.
 
Üçüncü gün Kraliyet ailesinin yazlık Drottningholm Sarayı ziyaret ettik. Bu saray İsveç kraliyet ailesinin özel konutu olarak geçiyor, ama turistlerin ve halkın gezmesine müsade edilen bir saray… Ekero bölgesinin Lovön adasında bulunan saray 17. Yüzyıl başında inşaası bitmiş, 18. yüzyılda da İsveç Kraliyet mahkemesi olarak kullanılmış. Sarayın bahçeleri peyzaj harikası. Yeşil alanlar ve ağaçlara verilen geometrik şekiller görsel şölen oluşturuyor.  Drottningholm Sarayı, Kalesi, tiyatrosu, Çin köşkü ve bahçeleriyle Versay Sarayı ile beraber Avrupa kraliyet konutları üzerinde büyük bir etki bırakmıştır. 1991 yılında Unesco tarafından dünya kültür mirası listesine alınmış.
 
Üçüncü günün ikinci durağı Ericsson Globe idi. Küre Arena olarak da bilinen Globe, Stockholm ve İsveç’teki ikinci en büyük kapalı arenadır. Stokholm’ün Johanneshov ilçesinde bulunuyor. Ericsson Globe'un inşaası iki buçuk yıl sürmüş. Büyük beyaz bir top şeklinde, 110 metre dış ve 85 metre iç yüksekliğine sahip. Binanın hacmi 605.000 metreküp. Arena, buz hokeyi için 13.850 ve konserler için 16.000 kişilik seyirci kapasitesine sahip… Yine burada da turistlere yönelik bir çalışma yapılmış. Globe’un etrafına döşenen ray ile, bu ray üzerinde cam fanus şeklinde tepesine kadar çok yavaş yükselen 10 kişilik bir asansör ile çıkıp iniliyor. Hem ülke ciddi para kazanıyor hem çıkanlar için, değişik bir seyir yeri. Ülkenin en tanınmış şirketlerinin başında gelen Ericsson, Volvo, H&M ve İkea,  olduğunu sanırım biliyorsunuz.
 
Üçüncü günün son durağı Vasa gemisinin bulunduğu müzeydi. 1626-28 tarihlerinde İsveç imparatorluğu tarafından inşa edilen gemi10 Ağustos 1928 tarihinde Titanic gibi ilk yolculuğuna çıkıyor, limandan ayrıldıktan sonra daha 1 mil bile gitmeden su alıyor ve batıyor. O zamanki koşullarda geminin en değerli bronz topları kurtarıldığı için gemi unutuluyor. Stockholm limanının giriş ağzında yoğun deniz trafiğinin olduğu bölgedeki batık 24 nisan 1961 yılında neredeyse hiç yıpranmamış olarak çıkarılıyor. Sonra da geminin adını verdikleri Vasa müzesine konuyor.
 
Zamanın en ağır gemilerinden biriymiş. Yeterince safra almamış, limanda dengesizliği gözlenmiş ama acil filoya katılması gerektiği için krala söyleyememişler. Birkaç dakika içinde kuvvetli rüzgara dayanamayıp yan yatmış ve su alıp batmış. Geminin 1961 yılında yeniden su yüzeyine çıkartılmasıyla beraber binlerce dönemsel eşyanın yanı sıra 15 denizciye ait ceset de bozulmamış olarak bulunmuş. Bulunan eşyalar arasında elbiseler, silahlar, toplar, araç-gereçler, mutfak takımları, yiyecek-içecekler sayılabilir. Çok iyi korunmuş olan gemi tarihçilere dönemin denizciliğinin yanı sıra günlük hayata dair çok önemli bilgiler vermş. Gemi İsveç’in gurur duyacağı bir büyük savaş gemisi olarak tasarlandığı için hiçbir masraftan kaçınılmamış ve çeşitli sanat eseri niteliğindeki süslerle bezenmiş. Bugün müze gemi olarak sergilenmekte.  İsveç’in en önemli turist çeken merkezlerinden birisi haline gelen müze 1961 yılından günümüze kadar 30 milyon kişi tarafından ziyaret edilmiş. Her şeyin ne kadar güzel değerlendiğini görüyorsunuz. Sadece bu müzeden kazanılan parayla herhalde bugünkü koşullarda onlarca gemi inşaa edilebilir.
 
Dördüncü gün daha çok merkezde dolaşma ve alışveriş ile geçti. Giyim mağazası H&M’nin çok olduğu söylenmişti, pek görememiştim. Meğer çarşıda adım başı H&M mağazası varmış. Bu arada çarşının girişinde kurulu olan pazar yerini gezdik. Yaklaşık 20-30 tezgahtan oluşan pazar yerinde ki satıcıların neredeyse tamamı Türk veya Türkçe bilen Gümilcineli Bulgar göçmenleri. Konya’nın Kulu ilçesinden gelen Türkler İsveç’te çoğunlukta… Burada’ki programımızda yemeğimizi Bianchi cafede yemek vardı. Yine elimizle koymuş gibi bulduğumuz bianchi bisikletlerinin ve aksesuarlarının da satıldığı café, lezzetli yiyecek ve içecekleri ile güzel bir dinlenme yeri oldu. Gece 00:30 da kalkan uçağımıza binmek için otelimizdeki eşyaları alarak taksiye bindik. Havaalanına gittiğimizde bizim uçak yolcularından başka kimse yoktu.
 
İsveç’de medeniyetin dibini gördük dersem yalan olmaz. İnsana, doğaya, hayvanlara, barışa, kültüre, tarihi korumaya bu kadar önem verilen bir yer olamaz diye düşünüyor insan. Hoş, Avrupanın bir çok ülkesi öyle ama bugünkü konumuz İsveç… Önemle tavsiye ederim, durumunuz uygunsa, fırsat bulursanız mutlaka gidin.


Cengiz Ülkü'nün objektifinden Stockholm...





































Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
3313 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
İLGİNÇ YAZILAR
Üyelik Girişi
Saat Kulesi
Site Arama