• https://www.facebook.com/cengiz.ulku
  • https://twitter.com/cengizulku
KOSOVA GEZİ NOTLARIM VE FOTOĞRAFLAR

Priştine ve Prizren

Fotoğraflar için Tıklayınız

21 Mayıs 2012 – Babam 1910 Prizren doğumlu ve 92 yaşında vefat etti... ama ancak 46 yaşımda Prizren'e gidebildim... Dünyanın birçok ülkesine gitme fırsatım oldu. Çok şaşkınlıkla gördüğüm yapılar, tarihi yerler, değişik coğrafyalar, iklimler, insanlar, yaşam şekilleri. Ama Prizren’e gittiğimde işin içine duygular da girince, sanki bütün gördüğüm yerlerden daha güzel, daha farklı, daha sıcaktı… Çünkü bu topraklar, benim ve ağabeylerimin varolma sebebi olan babamı yaratmıştı… 17-19 Mayıs tarihlerinde eşim ile birlikte nihayet babamın doğduğu ve hayatının ilk 27 yılını geçirdiği, Kosova'nın Priştine, İpek, Jakova ve Prizren şehirlerindeydim.

Sanki karış karış biliyor gibiydim Prizren’i… Babamların evlerine çok yakın bir yerden geçen ve Prizren’i ikiye bölen Bistriça deresinden (Akdere) zaman zaman azgın suların aktığını, bu derenin toprakları ne kadar verimli yaptığını, yemyeşil dağlarını, derenin yanındaki Maraş’da ki 300 yıllık çınar ağacını ancak 4 kişi ellerini birleştirerek kaplayacak kalınlıkta gövdesinin olduğunu, Prizren kalesini, Mimar Sinan’ın yaptığı Sinan Paşa Camisi’ni ve bu caminin taşlarıyla yapılan Taş Köprü’yü, Taş Köprü’nün  karşısında 4 bir tarafından 4 mevsim akan Şadırvan Çeşmesi’ni… hepsini  biliyordum. Kısaca kafamda’ki fotoğrafları yerlerine oturttum. Ayrıca fotoğraflarını da çektim.

Belki köklerimizin filizlendiği yerler olmasından, belki de her yerine bu duygularla bakıyor olmamızdan, inanılmaz sıcak geldi her şey… Hele, babamın amcalarının çocukları, torunları, bizim amcalarımızın, halalarımızın torunları, gösterdiği ilgi, alaka, misafirperverlik bu duyguları on kat artırdı.Unutulmayacak iki gece, üç gün yaşadık.

17 Mayıs sabah 5:00 İzmir-İstanbul, oradanda 7:45’de Pristine’ye uçtuk. 1 saat 20 dakikalık bir yolculuktan sonra Adem Jashari havaalanına ulaştık. (Adem Jashari son savaşta 1998-1999 yılında Sırplarla yapılan bağımsızlık savaşı mücadelesinde önemli rol oynamış. Kosovalıların Che Guvera'sı) Sağnak yağışlı ve 13 derece sıcaklık da amca torunları karşıladı bizi. Arabasıyla 20 dakikalık bir yolculuktan sonra 1 oda 1 salonluk küçük şirin evlerine geldik.

Kahvaltı ve biraz dinlenmeden sonra kuzenlerle Kosova'nın nüfus açısından 4. büyük şehri İpek'e gittik. Yakalaşık Priştine'ye 70-80 km uzaklıktaki İpek ülkenin kuzeybatısında ve Sırbistan'a komşu şirin bir şehir. Dere kenarındaki Dukagjını Otellin bahçesinde biraz dinlenip şehir turu yaptık. Daha sonra yaklaşık 20 km lik bir yolculuktan sonra Ak Drin nehrinde ki 25 metre yükseklikten akan Radovic Şelalesine ulaştık. Cennetten bir köşe gibi olan Şelale çevresi çok yeşil bir alana sahip. tabii dağın yamacında olduğu için 4 mevsim serin olan bir yer.

Birinci günün sonları yaklaşırken akşam üstü Qarshıa e Jupave Rest' de ki Atatürk Parkına uğrayarak 5. büyük şehir olan Jakova'ya ulaştık. Çok güzel bir İtalyan Restorantda karnımızı doyurduk. Jakova'da el sanatlarının gelişmiş olduğunu ve birçok mağazanın köy usulü dizildiği çarşısını gezdik. Bu arada hem yollarda hem şehirlerin bazı kesimlerinde savaşta bombalanmış ya da kurşun yağmuruna tutulup delik deşik olmuş ve o şekilde kalmış birçok binaya rastladık. Akşam tekrar Priştine'de konaklamak için eve döndük. Sabah 3:00 den itibaren İzmi'de başlayan yorucu uzun bir gün, temiz havanın ve gördüğümüz güzel manzaraların etkisiyle saat 23:00 suları mutlu ve huzurlu bir uykuyla sona erdi.

İkinci gün kahvaltı sonrası yaklaşık 120 km mesafedeki Kosova'nın güneyinde bulunan babamın memleketi Prizren'e gitmek için yola çıktık. Aslında 80 km civarı ama kuzenlerim Kosova'nın güzelliklerini gösterme amacıyla uzun ve dağlı yollardan gitmeyi uygun gördü. Nitekim bir günde 4 mevsimi yaşadığımız yerlerden geçtik. An geldi karlı dağlarda fotoğraflar çektik ve montlarla üşüdük, an geldi Prizren'e inince kısa kollu tişörtlerle terledik. Kahve molasını Hotel Sharri'nin (Bu otel mevcut başbakana aitmiş) dağ ve köy manzaralı  terasında verdik. Yollarda gördüğümüz eşsiz manzaralar hafızamızdan hiç silinmeyecek.

İkinci gün akşamı Prizren'de bir başka kuzenlere geçtik. Onlarda bize adeta diğerleriyle yarışırcasına muhteşem bi ilgi ve alaka ile misafir ettiler. Küçük bir şehir gezisinin ardından evlerinde hazırladıkları et ziyafeti ile başladı misafirliğimiz. Evlerinde ki televizyonlarında bütün Türkiye'de ki kanalların bulunduğu televizyonlardan Türkiye ile ilgili haberleri izledik.

Üçüncü günün sabahında ağabeyi diğer kuzenlerde muhteşem bir kahvaltı sonrası Prizren turuna çıktık. Dağa tırmandık ve kan ter içinde Prizren kalesine çıktık. Orada ki olağanüstü şehir manzarasında 100 kareden fazla fotoğraf çektik.Yorucu bir günün öğleden sonrası Besimi Beska Restorantta yemeğimizi yedik.

 Dönüş yolculuğu yaklaştı... Evden eşyalarımızı alıp 20:45 uçağı için Priştine yollarına düşme vakti gelmişti. Enka'nın yaptığı ve yarısını bitirdiği otobanla başlayan ve yine yemyeşil manzaraların, şirin yerleşim alanlarının içinden geçerek havaalanına ulaştık. Unutamayacağımız hatıralarla dolu bir gezimiz daha sona erdi. 

Kosova 11.000 km2 lik toprakları 2.000.000'nun biraz üzerinde olan nüfusu, kişi başına 3.000 USD milli geliri olan küçük, şirin, yeşil bir ülke... İzmir'in 12.000 km2 ve nüfusunun 4.000.000 olduğunu düşünürsek bayağı küçük bir ülke olduğunu tahmin edersiniz. 2008 yılı başında bağımsızlığını ilan etmiş, Yunanistan, Güney Kıbrıs, Sırbistan ve Rusya dışında hemen tüm dünya ülkeleri bağımsızlığını tanımış... Halkın %90'nı Arnavut, % 10'nu Türk, Boşnak, Sırp vs. Kendi paraları yok, Euro kullanıyorlar.

En çok dikkat çeken konulardan biri, halkın büyük çoğunluğu Türkçe biliyor, hatta Türkçe konuşuyorlar. Avrupanın 50. ülkesi olarak görülüyor. Bağımsızlığını ilan ettikten sonra denetim, Birleşmiş Milletlerden, Avrupa Birliğine geçmiş. Büyük bir bölümü dağlık alanlarla kaplı. Makedonya ile Kosova'yı Şar dağları ayırıyor. Etrafında Makedonya dığında Karadağ, Sırbistan ve Arnavutluk bulunuyor. Arnavutlukla zaman içinde birleşecekmiş gibi bir his oluştu bende. Arnavutların çoğu Müslüman ve özellikle Prizren'de 20'nin üzerinde cami bulunmaktadır.

 Hükümetlerimiz arasında ilişkiler çok iyi görünüyor, birçok Türk mütaahit ve işadamı Kosovada inşaatlar ve yollar yapmaktadır. Bir çok evde TV'lerde Türk kanalları ve dizileri izlemekteler. 

En büyük şehri başkent Priştine yaklaşık 200.000 nüfuslu, 2. büyük şehri Prizren 180.000, daha sonra Ferizoviç, İpek, Jakova, Gilan, Paduyeva 100.000 civarı ve Mitroviça ile Vıçıtırın 70.000'lerde... Araba plakaları 01'den başlıyor, 06'da bitiyor. 01 Priştine, 04 Prizren.... Kosova da toplam irili ufaklı yaklaşık 37 belediye mevcut.

Kosova'da gezerken kendinizi hiç yabancı hissetmiyorsunuz. Tercümana da ihtiyacınız yok. Hiç bir dil bilmeseniz dahi hemen herkes Türkçe biliyor. Hele köklerinizde oradan geliyorsa gezmek çok daha kolay. Osmanlının uzun yıllar hakim olduğu bu bölgede Türklerin etkinliği hala sürmekte... Hatta iki Türk Partisi bulunmaktadır.

Yurt dışına gitmek isteyenlerin sadece pasaport ve 15 TL'lik bir yurtdışı çıkış harcı ile çıkması gibi bir rahatlığı da var.

Wikipedia dan:

Adem Jashari (1955-1998)

Kosova Kurtuluş Ordusu ([1]: Ushtra Çlirimtare é Kosoves, Cumhuriyet ilanından sonra kurulan Kosovo Security force'nin temelini oluşturur ) kurucularındandır.

Yaşamı

1955 Yılında Drenica bölgesinin Prekaz köyünde (28/11/1955) doğmuştur. Bölge daha önce de Arnavut Milli Hareketi Tarihi'nde önemli şahsiyetler sayılan Shota - Azem Galica kardeşleri ve Ahmet Delica gibi isimleri çıkartan, milliyetçi fikirlerin ve isyan kültürünün oldukça geniş kabul gördüğü bir bölge olmakla, kendisinin de bu duygularla yetiştiği söylenebilir.

1981 yılından itibaren organize halk hareketlerinde ön saflarda yer almaya başladı. Emin Latit ve Tahir Meta o dönemdeki yoldaşlarıydı. Kardeşi Hamez Jashari'de ölene kadar hiç ayrılmadığı silah arkadaşıydı.

İlk silahlı eylemlerinde yeterli başarı gelmeyice 1991 yılında Arnavutluk'a geçerek, gönüllüleri eğitmeye başlamış; kurucusu da olduğu UÇK faaliyetleri başladıktan sonra da ordunun Drenica Bölge Komutanlığı görevini almıştır.

Adem Jashari'nin yaşamında, özellikle 1981 - 1998 arasındaki faaliyeteri -ki çoğu UÇK kapsamındadır- arnavut milli hareketinde ödenmli yer tutsa da; esasen ölümüyle, daha doğrusu ölüm şekli ile UÇK hareketinin hızlanmasını, devamında da bağımsızlığa kadar giden olayların yolunun açılmasını sağlamıştır.

Ölümü

1998 Yılı Ocak ayında komutan Adem Jashari ve birliği bir polis merkezine saldırmış; 6 sırp polisi öldürmüş ancak 16 şehit vermiştir. Bu olaydan sonra kendilerini kuşatan sırp güvenlik güçlerinin kuşatmasını yararak kaçmayı başarmışlar, iki ay boyunca saldırılarını sıklaştırmışlardır. Mart ayı başında aynı polis merkezine tekrar saldırdıklarında ise çok ciddi hazırlanmış bir karşı saldırıyla yüzyüze gelmişlerdir ve Prekaz'daki evine kadar birliği ile birlikte çekilmek zorunda kalmıştır.

05/03/1998 günü, Prekaz'da geniş ailesi ile birlikte yaşadıkları evde, son derece ağır silahlarla donanmış sırp ordu-polis ve milis güçleri tarafından kuşatılmışlardır. Adem Jashari, teslim olmalarını isteyen sırp güçlere olumsuz yanıt verdiği gibi; telsizle yardıma gelmeyi teklif eden çevrede bulunan UÇK güçlerini de, sırpların ağır silahları karşısında yardım etmeye çalışmalarının onlar için de mutlak bir yenilgi olacağı gerekçesiyle reddetmiş; çatışma bölgesinden uzak durmalarını emretmiştir. Bugün İstanbul Bayrampaşa İlçesi'nde adının verildiği parktaki kaidede yazılı unutulmaz son sözlerini söylediği telsiz konuşması da o zaman geçmiştir: [2]:

UÇK askerleri - ”Komutanımız! Dinliyor musunuz?” Adem Jashari - “Evet, sizi dinliyorum.” UÇK askerleri - “Direnin Komutan, direnin! Yardıma gelmeye hazırız. Bekleyin Komutan!” Adem Jashari - “Hayır. Kesinlikle olmaz. Sayıları çok, her türlü ağır silahları var. Ben son mermime kadar savaşacağım. Siz olduğunuz yerde durun!” UÇK askerleri - “Ama…, Komutan…!” Adem Jashari - “Olmaz dedim size. Oldugunuz yerde durun! Çoğalın! Savaşın! Şimdi buraya gelirseniz hepiniz Öleceksiniz. Bunun anlamı yok. Böyle olursa savaşımızı kim sürdürecek?! ” UÇK askerleri - “Ama…,Komutan …,siz…! Adem Jashari - “Korkmayın! Bugün Adem'in öleceği gün değildir, ölüm anlıktır; bugün Adem'in doğacağı gündür!"

05/03/1998 günü öğlen başlayan çatışma 3 gün boyunca sürmüş, ağır makineliler ve havan toplarından zehirli gaz bombalarına kadar her tür silahla donanmış sırp güçleri, ağır kayıplar da vererek ve ancak 70 saatlik bir direnişten sonra Jashari'nin evine girebilmişlerdir. Kendisi ve kardeşi Hamez Jashari ile birlikte ailesinden kadın ve çocukların da bulunduğu 58 kişi şehit edilmiştir "The Kosovo conflict and international law: an analytical documentation 1974-1999 Yazar: Heike Krieger"

Ölümünden Sonrası

Jashari, ölümünden sonra bütün ulusça tanınan, bağımsızlık sembolü bir figür haline geldi. Bağımsızlık İlanını takip eden günlerde evi, çatışmadan sonraki haline hiç dokunulmadan korunarak müze haline getirildi http://kosovo.garthhaley.com/kla. Az sayıdaki fotoğraflarından birinin baskısıyla yapılmış olan Bac, U kry! (Amca, başardık!) t-shirtleri, tüm dünya Arnavutları için tıpkı che guevara baskılı t-shirtleri gibi kült oldu. Kendisine, 2008 yılında bir zamanlar silah arkadaşı oldukları Kosova Başbakanı Hashim Thaçi tarafından "Kosova'nın Kahramanı" ödülü ve unvanı verildi.

 

 

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
6722 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
İLGİNÇ YAZILAR
Üyelik Girişi
Saat Kulesi
Site Arama